Ana Sayfa
İsmet Alpaslan
Şefimiz
Koro
Konser
Fasıl
Sosyal Aktiv.
Dersler
Foto Albüm
Osmanlı Mûsîkisi
Ziyaretçi Defteri
İletişim
Linkler
Basında Biz
Sponsorlar
Haber-Sanat
 
 
Giriş
Üye ol

Haber-Sanat

 

Şefimiz sayın Öztürk Şahin`in 28.01.2004, OCTAVE tanıtım kokteylinde yaptığı konuşma

 

T.C. Devleti adına bizi yalnız bırakmayan değerli Başkonsolosum sayın Babür Hızlan, çalışma ateşesi sayın İsmail Pattaban, din ateşesi sayın Niyazi Güneş, Ausländerbeirat sayın Cumali Naz, OCTAVE`nin baş danışmanı sayın Şükrü Akçelik, Nihavend ve Lalezar korolarımızın değerli başkanları sayın Zuhal Özmen ve sayın Jale Tanyeri, zaman tasarrufu açısından ismini sayamadığım diger saygı değer dernek başkanlarımız ve görevlilerimiz, iş adamlarımız, değerli Basın mensupları, sevgili konuklar, mûsikîye gönül veren dostlar, hepiniz hoş geldiniz.

 

İnanıyorum, bu akşam, hafızalarımızda önemli bir anı olarak derin iz bırakacaktır. Zira bu akşam insan olmanın önemli misyonlarından birisini, belkide en önemlisi olan, bir kültür mirasına sahip çıkmanın gereğini hep beraber yerine getirecek, onu akademik olarak öğretecek bir kurumun temelini atma şerefine hep beraber nail oacağız. Sizler bunu zaten değişik dallarda yapıyorsunuz.

 

 

Değerli konuklarımız,

 

ülkeleri ülke yapan, en önemli üç faktör vardır

Bunlar, hepinizin bildiği gibi  : DİN, DİL ve KÜLTÜRDÜR

Tarihe bir baktığımız zaman, bu üç önemli ögeye sahip çıkmayan devletlerin hatta imparatorulukların bugün haritadan silindiğini, adının dahi anılmamdığını görürüz.

Bundan dolayıdır ki, hem kendi ülkemizde, hemde dünyanın hangi ülkesinde yaşarsak yaşayalım yukarıda saydığım üç ögeye titizlikle sahip çıkmalı, onları yaymalı ve yaşatmalıyız. Zira dine, dile ve kültüre harcanan emek bir lüks değil aksine bir zorunluluktur.

 

Sevgili misafirler,

 

Kültür, kaynaşma ve yabancı ülkelerde benliğimizi koruma açısından, en önemli rolü oynamaktadır. Sizinde bildiğiniz gibi kültür çok geniş kavramlı bir kelimedir. İçerisine, tiyatro, sinema, tarih, müzeler, yapıtlar, mûsikî ve daha nice konular girebilir.

Bence, kültürün en önemli bölümü mûsıkîdir. Örneğin Sri Lanka`daki bir genç belki ömründe bir defa olsun New York`ta bir müzeyi gezemeyecektir. Ancak evinde her gün Michael Jackson`u veya Madonna`yı dinliyor olabilir.

 

Anlatmak istediğim mûsıkîn evrenselliğidir ve dünyada kaç insan tarafından mûsıkîniz dinleniyorsa ülkeninzin o kadar reklamı ve dolyısıyla lobisi olacaktır demektir. Ayrıca içine politika ve çıkarçılığın giremediği (girmemesi gereken) iki konu vardır. Birisi mûsıkî diğeri spordur. Ancak spor bir ülkeye ait kültürü tam sergilemez.

 

 

Avrupada bugün ana sıkıntı, benlik sorunudur. Günlük politikayı, yabancıların her alanda muhatap olmak zorunda bırakıldıkları kanunları ve yaşadığımız ülke insanları ile yabancılar arasındaki uyusmazlıkların ana nedeninin görüşler farklılığı, kültür farklılığı, yaşam tarzı değişikliği ve inanç olarak gösterildiğini büyüteç altında incelersek, üstü kapalı bir bir asimiliasyon politikasının uygulandığını da açıkça görürüz.

 

 

Yaşadığımız ülkelerde yabancıların kendi benliklerini titizlikle korumalarına aslında hiç de sıcak bakılmamaktadır. Ama biz hamuru ve mayası sağlam, geldiği ülkenin bir medeniyetler cenneti olduğunu bilen, geçmişiyle gurur duyan, dünyanın yarısına hükmettiğimiz zamanlarda bile küçük hesaplar peşine düşmemiş bir ceddin torunlarıyız ve asimile olmak istemiyoruz. Eğer bunu istemiyorsak, önümzde başka bir seçeneğin olmadığını bilmemiz gerekmektedir, geldiğimiz ülkenin kültürüne sahip çıkmak zorundayız. 

 

 

Alman toplumuyla kaynaşmak asimile olarak değil, aksine, elimizde sahip olduğumuz hazineyi bilerek, onu onlara tanıtarak olmalıdır. Yaşadığımız ülkede saygı görmenin yolu, kendi kültürümüzü tanımak, onu bilinçli bir şekilde karşı tarafa anlatmak ve bunun sempati derecesini yükseltmekten geçmektedir. Ozaman hem saygınlık görürüz, hemde kendi kültürünün değerini bilen insanlar olarak, başka toplumların değerlerini anlıyabiliriz. Kendi kültürümüz bize birşey ifade etmiyor ise, bulunduğumuz ülkelerin kültürleri bize birşey ifade edebilirmi?

Başka bir deyimle, kendi kültürünü anlamaya, yaşamaya, çalışmayan, bulunduğu ülkelerin kültürüne ne kadar saygı gösterebilir, o zaman sosyal problemler çıkmaz mı?

 

 

Sadece bu yolla kartları eşit olan insanlar olarak bü ülkede yaşayabilir ve mutlu oluruz. Aksi takdirde hor görülmenin, kendimizi anlatamamanın ve de en sonunda asimile olmanın önüne geçemeyiz.

Bundan dolayıdır ki benlik koruma açısından kültürün, özellikle mûsıkî`nin çok önemli bir rolü vardır.

 

 

Bu ana fikirden yola çıkarak, nacizane ben Öztürk Şahin ve burada gördüğünüz değerli arkadaşlarım 01.10.2003 tarihinde birlikte bir yola çıktık. Bunun gerekliliğine hatta zorunlu olduğuna inanıyorduk. Uzun süren bir altyapı çalışmasından sonra ileride hep birlikte açılışını Münihte yapacağımız Türk mûsıkîsi konservatuarının ilk ve en önemli ve ilk ayağını oluşturan OCTAVE Türk mûsıkîsi korosunu kurduk. Onların arzuları, inanılmaz derecede büyük özverileri olmasaydı bunu gerçekleştiremezdik. Huzurlarınızda kendilerine can-ı gönülden teşekkür ediyorum.

 

 

Size şimdi OCTAVE`den bahsetmek isterim.

Octave, adındanda anlaşıldığı gibi mûsıkîde 8. sesi anlatır. Yani bir gamın bittikten sonra ikincı gamın başladığı sestir. Bunu güncel dilimizde biraz açmak istersek normalin üzerine çıkmayı, herşeyin en iyisini, en seviyelisini ve en güzelini yapmayı anlatır.

 

OCTAVE`nin Amaçlarını

 

 

Ø       Türk mûsıkîsi`ni enternasyonal platformlara taşımak, tanınma va sempati derecesini yükseltmek

Ø       Türk mûsıkîsi`ni sağlıklı bir şekilde gelecek nesile aktarmak

Ø       Türk mûsıkîsi sazendeleri yetiştirmek

Ø       Konserlerle, Türk mûsıkîsi`ni, Türk kültürünü, daha geniş kitlelere duyurmak, yaymak,  yaşatmak

Ø       Türk mûsıkîsi`ni akademik bir şekilde öğretmek

§         Türk mûsıkîsi`nde disiplin, ve ahlak ( en önem verdiğimiz konu)

§         Türk mûsıkîsi tarihi ve bestekârları

§         Solfej ve Nazariyat eğitimi

§         Usul bilgileri ve Diksiyon eğitimi

§         Şarkı okuma tekniği ve doğru icraat

Ø        Nihai hedef bu kuruluş ile, gelecekteki resmi bir okul kurumunun temelini oluşturmak  olarak sıralayabiliriz

 

Evet yanlış duymadınız, OCTAVE´ye olan genel ilgi, bugünki sizden aldığımız bu olumlu rüzgâr ve içimizdeki Türk mûsikîsi ateşi, bizi en yakın bir zamanda bir konservaturar çalışması başlatma aşamasına getirecektir. Ben adeta octave münih Türk mûsıkîsi konservatuarını görür gibi oluyorum..

 

 

 

Sevgili Misafirlerimiz,


OCTAVE çalışmalarını, Münih Vokshochschule bünyesinde başarı ile sürdürmektedir.

Şu anda aktif üye sayımız 48 dır. OCTAVE hem üye sayısı, hemde verdiği nota, nazariyat, usul, Türk mûsıkîsi tarihi, Türk mûsıkîsi bestekarları, ud, keman, kanun ve şan dersleri, 01.03.2004 tarihinden sonra eğitim almaya başalyacak olan THM Korosu, Çocuk Korosu, Gençlik korosu ve sonbaharda başlayacak olan bağlama dersleri açısından almanyanın en büyük, en önemli ve en akademik çalışan korosu özelliğini taşımaktadır.

 

 

OCTAVE bu büyümesini profi şekilde çalışan bir firma gibi organize etmesine borçludur.

 

Octavenin,

Tanıtım ve marketing

Sosyal aktiviteler

Konser düzenleme

Controlling

Bilgi Bankası ve Internet

Ve V.I.P den sorumlu 6. Çalışma gurubu vardır. Şu anda her çalışma gurubu yaptığı iş itibariyle iki veya üç sorumlu, 5 ile 25 varan destekçi üyeden teşekkül etmektedir.

Octave`ye gelen her üye kendisinin arzu ettiği, becerebildiğine inandığı bir çalışma grubunda görev almak zorundadır.

 

Müsade ederseniz size günümüzde bahsedilen o ünlü A takımın, onlardan çok şey öğreneceğine inandığım grup sorumlusu arkadaşlarımı takdim etmek isterim.

 

TANITIM

SOSYAL

KONSER

CONTROLLING

VIP

WEB-DATENBANK

 

 

 

 

 

 

Bahriye Anbarcı

Gülfer Salama

Buket Aksaç

Nur Şimsek

Nesrin Rosenberger

Hatice Güneğri

Handan Sökmen

Ozan-Çağlar Çalışkan

Türkan Müller

Şemsettin Bahçekapılı

Aslı Polat

Nalan Çalışır

Fuldan Yüksel

Günar Aksaç

Ersan Bahçekapılı

 

 

Ahmet Anbarcı

 

 

Kendilerine ne kadar teşekkür etsem azdır.

Size OCTAVE`nin değerli sazendelerini tanıtmadan önce, bu önemli akşamda bizi yalnız bırakmayan Augsburg / Nihavend koromuzun saygı değer müzisyenlerini tanıtmaktan kıvanç duyuyorum katılımlarından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum

Udi sayın Abdil Bey, Tanburi sayın Mete Algün

OCTAVE`nin çok değerli müzisyenleri

Udi sayın Cumhur Taşkıner, usulzen sayın Sadi Özşişeci, udi Sayın İlhan Demir, kemani sayın Ersan Bahçekapılı, kanuni nacizane ben Öztürk Şahin

 

Kendilerine teşekkür ediyorum, bugüne gelmemizde en büyük etken onların engin destekleridir

 

 

Sevgili Misafirler,

Türk Mûsıkînin saptanabilir kaynakları 11. Yüzyıla dayanmaktadır. Zira mûsıkîmiz bundan öncede tabiki icra edilmiştir, ama maalesef elimize ulaşan fazla birşey kalmamıştır.

 

Örnegin ud, ilk defa 7. yy.da Horasan'dan Bağdat'a çalışmaya gelen Türk işçilerin elinde görmüştür. Bu da mûsıkîmizin dahada nekadar eskiye dayandığını göstermektedir.

 

Türk Mûsıkîsinin en önemli özelliği, ses yapısının dünyada icra edilen mûsikî`den 3 kat daha zengin olmasıdır. Türk Mûsıkîsinde 24(daha fazla), batı mûsıkîsinde sadece 12 perde vardır.

 

Peki, bu kadar eskiye dayanan bir kökeni olan ve melodik yapısı bu kadar zengin olan mûsıkîmiz neden dünyaya tanıtılamamıştır.

 

 

Bu konuda ben nacizane fikrimi açıklamak isterim. Bence burada rol oynayan en önemli negatif faktör insan faktörüdür. Zira özellikle siz dernek başkanları ve değerli görevlilerimiz, sizler daha iyi bilirsiniz ki, Türk insanında maalesef kollektif çalışma özelliği hiç gelişmemiştir. Hele uzun vadeli ve akademik yatırım hiç önemsenmemektedir. Bölünme parçalanma adeta moda haline gelmiştir. Herkes herşeyi ben çok iyi biliyorum gibi bir aşağılık kompleksi sendromu tehklikesi altındadır.

 

 

Türk insani bir işletmeyi kurmakta veya bir cemiyeti bir araya getirmekte olağanüstü efor sarfetmektedir, kısa zamanda da emeline ulaşmaktadır. Ancak genellikle toplumumuzda unutulan birşey vardir ki o da yapılan bu işin pazarlanmasıdır. Maalesef pazarlama olayını beceremediğimiz için hiçbirşeyin tanıtımı bugüne kadar enternasyonal plattformlarda yapılamamış, böylece dünyada hiçbir alanda gerçek lobisi olan bir ülke haline gelememişizdir.

 

 

Türk insanının maalesef mûsıkî konusunda yaratıcılığı da ortadan kalkmış, dede yadigârı besteler çok sesli olsun avrupaya öyle tanıtalım saçmalığı yüzünden bozulmuş, üretkenlik durmuşdur. Bu güne kadar ne bu yolla mûsıkîmizi dünyaya kabul ettirebilmişizdir ne de toplum olarak  bize kucak açılmıştır. Olan sadece türkiyedeki ve dünyanın muhtelif yerlerinde yaşayan türk gençlerine olmuştur. Bu nedenden dolayı kulakları bozulmuş, uşşak makamını kürdi okur, dede efendinin rast kârı-natık bestesinde dans eder olmuşlardır. Hatta eskiden çok önemsediğimiz, gururumuz saydığımız bazı medya kuruluşları da buna geçmişte ve bugün çanak tutmaktadırlar.

 

 

Atalarımızın çok önemli bir sözünü unutmamak gerekir

Sen seni bil sen seni sen seni bilmezsen indirirler enseni. Ne kadar anlamlı değilmi sevgili misafirler !!!!!!!!!!!!!!!!!

 

 

 

Değerli Misafirler,

Türk mûsıkînin Avrupa da da akademik olarak öğretilme zamanı çoktan gelipte geçmiştir. Zaman artık 3-5-15 kişinin korkarak, aman sesimizi fazla yükseltmeyelim, almanlar rahatsız olurlar korkusuyla binbir tarafta bölünmüşlük içinde, akdemik öğrenimden yoksun, sadece türkü, şarkı çığırma uğruna toplanma zamanı değil, bunu adabına göre yapma zamanıdır.

 

 

Onun için ben diyorum ki. Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Bu vebalini taşıdığımız mûsıkî mirasını gelecek nesillere akademik kalite ile verelim, türk mûsıkîni olabildiği kadar tanıtalım. Bunun en önemli getirisi gençlerimize olacaktır, zira onlar bu ülkede doğdular ve burada yaşayacaklardır. Onlar kendi kültürlerini öğrenmek zorundadırlar. Onları yaşadıkları ülke insanlarıyla eşit kartlara sahip etmenin yolu, onlara dede miraslarını vermekten geçer. Bence özgüvenin kökü geçmişte yatmaktadır ve nereden geldiğini bilmeyen tahmin ediyorum pek nereye gideceğini de bilemez.

 

Bunun için çocuklarınıza bir araba bir ev değil onlara kendi kültürünü verin, beraber özgüvenli, geldiği yeri unutmayan bir gençlik yetiştirelim. Bu her ailenin çocuklarına kaçınılmaz borcudur.

 

Bunun için, OCTAVE TÜZÜGÜNE ALDIGI; Konserlerle, Türk mûsıkîni, Türk kültürünü, daha geniş kitlelere duyurmak, yaymak,  yaşatmak esasına uygun olarak kalitesi yüksek ciddi konserler vermeyi kendine ilke edinmiştir.

 

 

Bunu gerçekleştirmek üzere OCTAVE, 02.05.2004 tarihinde Prinzregententheater da dev bir konser düzenlemiş bulunmaktadır. Korist-Müzisyen sayısı takriben 80 kişi olacaktır. Konserimiz Kültür Bakanlığı İzmir devlet korosu saz sanatçıları tarafından desteklenmektedir. Bundan böyle vatandaşlarımız, layık olduğu mekanlarda Türk mûsikî konserlerini izleyeceklerdir. 

 

 

OCTAVE-Türk Mûsikî Konservatuarı projemize aktif desteklerinizi rica ediyorum ve yardımlarınızı bekliyorum. Her cemiyetten en az 5 üye istiyorum. Düşündüğümüz kapasiteye ulaştığımız zaman, bu kapasitedeki bir kuruluş için alman ve türk devletleri tarafından büyük destek alabileceğimizi tahmin ediyor en azından umuyorum. Bu kuruluşun ileride alman okullarında Türk ensrtumanı derslerinin verilmesininde kapısını aralayacağına inanıyorum. 

 

 

OCTAVE`ye maddi veya manevi yardımda bulunanlar, konserden sonra yapacağımız gelir ve gider hesabının yapıldığı gün Controlling tarafından davet edileceklerdır. Yapacağınız yardımların nerelere harcandığını bilmek en doğal hakkınızdır.

 

 

Bu tür aktivitelerde kendimize yöneltmemiz gereken soru, yardım etmek istiyormuyum değil, acaba nekadar yardım edebilirim sorusu olmalıdır. Gelin OCTAVE-Konservatuarı projesinin destekçisi olun, bir konservatuar kurmuş olmanın haklı gururunu ömür boyu taşıyın, çocuklarınıza bırakabileceğiniz en büyük mırasın nacizane bu olduğuna inanıyorum.

 

Saygılarımı sunuyorum teşriflerinizden dolayı canı gönülden teşekkür ediyorum.

 

Şimdi düşüncelerini anlatmak için Sayın Başkonsolosumuz Babur Hızlan beyi huzurlarınıza davet ediyorum.

 
 
 
 


Selma Tetik

 
 

 İsim
 E-Mail

:
:
* Newsletter nedir?